19 Ekim 2020 Pazartesi

DERDE DAVETİYE (TOM WAITS: INVITATION TO THE BLUES)

İşte kasanın orda duruyor elinde spatula üstünde önlüğü

Dünden kalanlar, bekarların görülmemiş hesapları ile

Yürüyen bir afet tepeden tırnağa böyle

Ne diyeyim, al sana derde davetiye

 

Kendini Ediz Hun sanırısın, onu da Filiz Akın,

Bar Kızı’ndaki gibi tezgahta duruyor

Acaba seveni var mı, yoksa bekar da oynaşmaya hazır mı?

Biraz sabret ufak bir işaret yakala

O der ki nasıl olsun yumurtanız? Rafadan mı yoksa sahanda mı?

Sen dersin ki fark etmez canım, ama adımını dikkatli atmalı

Elinde bavul cebinde kaçıp gitmeye bileti olan bir adamla

Köhne bir otobüs durağı bir çift eski potiniyle

Neresinden baksan derde davetiye

 

Ama gözünü ondan alamassın, bir acı kahve daha

Öyle bir tavırla koyar kahveni, müşterilere sataşırken

“Ben bu dertten ölürsem, söyle küçük bey,

Hiç mi kalbin sızlamaz, Olmaz böyle şey”

Peşine koştuğum düş, bütün kavgam içkiyle

Ve  apaçık derde davetiye

 

Eskiden bir cicibabası varmış bir de can kırmızı bir kamyoneti

Güzel şeylere harcamak için bankada parası falan herşeyi

Adam bunu bir sosyete için bırakmış ama gece de rahat durmamıştır

Zil zurna eve gelip bir kez olsun yüzüne bakmamıştır

Almışlar elinde ne varsa; anahtarları hatta pabuçları bile

Şimdi elinde tek kalan bir derde davetiye

 

Bu gece bir otobüs kalkıyor, herkese eyvallah

Koltuğum sizindir, ben biraz daha burada takılayım

Şuradan bir oda tutarım, benzinlikler de işçi arıyor

Her gece burda yerim, ne bokum var kaybedecek elimde

Acayip bir his, kalayım mi gideyim mi diye

Başım gözüm üstüne gönderdiğn derde davetiye




18 Ekim 2020 Pazar

DERMANSIZLIK HÜZNÜ (FLEET FOXES: HELPLESSNESS BLUES)

 

Beni  biricik olduğuma inandırarak büyüttüler

Sanki bir kar tanesi diğerlerine hiç benzemeyen

Biricik nereden baksan her şeyi

Ve şimdi biraz düşününce diyorum ki

Kocaman bir makinada işleyen bir  bir çark olabilirdim belki

Üreten benden öte bir şeyi

 

Ama bilmiyorum bilmiyorum ne olacak bunların hepsi

Göreceksin, yakında bir gün döneceğim sana geri

 

Adım ne, durağım neresi?

Sen söyle ne yapayım?

Sana böyle haksızlık eden gecenin ordularına

Neden nazik olayım?

Ya da neden,

Loş odalarda dolaşıp yarınıma karar veren adamın

Eğilip bükülüp önünde

Al tabi ki diyeyim  gözün neyi gördüyse

 

Ve bilmiyorum bilmiyorum kime inanayım

Göreceksin, yakında bir gün döneceğim sana geri

 

Eğer bir şey biliyorsam, o da gördüğüm her şey

Şu dünyada o kadar saçma ki

Bazen zar zor konuşuabiliyorum

Evet dilim bağlı, başım dumanlı

Ve içimde tutamıyorum

Dermnasızlık hüznünü söylemekte ne fayda var?

Neden başkasını bekleyeyeyim?

 

 

Ve biliyorum biliyorum beni saklayacaksın bir rafta

Göreceksin, yakında bir gün kendim dönceğim sana

 

Bir bahçem olsaydı canla başla çalışırdım

Bir bahçem olsaydı canım çıkana kadar çalışırdım

Sen de masalara bakar ekmek teknesini yürütürdün

Gün ışığında altın sarı saçlar, şafakta benim ışığım

Bir bahçem olsaydı canım çıkana kadar çalışırdım

Bir bahçem olsaydı canım çıkana kadar çalışırdım

Bir gün ekrandaki adam gibi olacağım

 

 


DERDE DAVETİYE (TOM WAITS: INVITATION TO THE BLUES) İşte kasanın orda duruyor elinde spatula üstünde önlüğü Dünden kalanlar, bekarların gö...