DERDE DAVETİYE (TOM WAITS: INVITATION TO THE BLUES)
İşte kasanın orda duruyor elinde spatula üstünde önlüğü
Dünden kalanlar, bekarların görülmemiş hesapları ile
Yürüyen bir afet tepeden tırnağa böyle
Ne diyeyim, al sana derde davetiye
Kendini Ediz Hun sanırısın, onu da Filiz Akın,
Bar Kızı’ndaki gibi tezgahta duruyor
Acaba seveni var mı, yoksa bekar da oynaşmaya hazır mı?
Biraz sabret ufak bir işaret yakala
O der ki nasıl olsun yumurtanız? Rafadan mı yoksa sahanda mı?
Sen dersin ki fark etmez canım, ama adımını dikkatli atmalı
Elinde bavul cebinde kaçıp gitmeye bileti olan bir adamla
Köhne bir otobüs durağı bir çift eski potiniyle
Neresinden baksan derde davetiye
Ama gözünü ondan alamassın, bir acı kahve daha
Öyle bir tavırla koyar kahveni, müşterilere sataşırken
“Ben
bu dertten ölürsem, söyle küçük bey,
Hiç mi kalbin sızlamaz, Olmaz böyle şey”
Peşine koştuğum düş, bütün kavgam içkiyle
Ve apaçık derde davetiye
Eskiden bir cicibabası varmış bir de can kırmızı bir kamyoneti
Güzel şeylere harcamak için bankada parası falan herşeyi
Adam bunu bir sosyete için bırakmış ama gece de rahat durmamıştır
Zil zurna eve gelip bir kez olsun yüzüne bakmamıştır
Almışlar elinde ne varsa; anahtarları hatta pabuçları bile
Şimdi elinde tek kalan bir derde davetiye
Bu gece bir otobüs kalkıyor, herkese eyvallah
Koltuğum sizindir, ben biraz daha burada takılayım
Şuradan bir oda tutarım, benzinlikler de işçi arıyor
Her gece burda yerim, ne bokum var kaybedecek elimde
Acayip bir his, kalayım mi gideyim mi diye
Başım gözüm üstüne gönderdiğn derde davetiye
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder